Yönlendiriliyorsunuz!

Yeni güncemize yönlendiriliyorsunuz. Arama kısmından istediğiniz gönderiye ulaşabilirsiniz

>

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar 6

Forex üzerinden demo hesap açarak para kazanmayı öğrenin.

Forex nedir videosunu izleyerek öğrenmek için tıklayın

YABANCI SÖZCÜKLERE TÜRKÇE KARŞILIKLAR KILAVUZU

İNDİR

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar   ( A...D)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar 2 (D...G)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar 3 (G...K)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar 4 (K...M)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar 5 (M...P)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar  6 (P...S)

Yabancı Sözcüklere Türkçe Karşılıklar  7 (S...Z)

potpuri : Fransızca pot (çömlek; kap; testi) + pourri (çürümüş; çözülmeye, dağılmaya başlamış). Pot-pourri (çeşitli et ve sebzelerden yapılan bir yahni türü; her parçası bir başka yerden alınmış müzik). Son anlamıyla dilimizde bir süreden beri kullanılan potpuri için teklif ettiğimiz karşılık: karmaca. Örnek: Rumen orkestrası Balkan ülkeleri folklorundan bir karmaca çalıyordu.

pozisyon : Fransızca position (durum; yer, konum). “Oyuncuların alandaki yeri veya sayı yapabilecek durumda olması” anlamında kullanılan bu söz için teklif edilen karşılık: durum. Örnek: Takımımız, iki defa gol durumuna girdiyse de bu durumları değerlendiremedi.

pragmatik: faydacı, yararcı.

pragmatizm:Fransızca pragmatisme (uygulayıcılık, faydacılık). Bu kavram için şu karşılıklar dilimizde zaten kullanılmaktadır: faydacılık, yararcılık. Örnek:Amerikan faydacılığı (yararcılığı) daima kaliteli insana değer veriyor.

pratisyen : Fr. praticien. Dilimizde “belirli bir dalda uzmanlaşmamış, her çeşit hastalığa bakan doktor” anlamıyla tıp alanında kullanılan bu kelime için Kurulumuz düz hekim karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Düz hekimler, sağlık ocakları ve diğer kuruluşlarda mesleklerini gerçek anlamda yapamamaktan şikâyetçi olduklarını belirttiler.

prefabrik : Fransızca préfabriqué. “Parçaları önceden hazırlanıp, konulacağı yerde bir bütün oluşturan, kurma” anlamında dilimizde kullanılan bu kelime için Kurulumuz da kurma karşılığını benimsemektedir.

prefabrik ev : kurma ev.

pres : Fransızca presse (baskı makinesi; sıkma makinesi; basın; yoğun iş). Spor terimi olarak, bir takımın karşı kaleye akını sırasında uygulanan yakın savunma ve baskı. Teklif ettiğimiz karşılık: baskı. Örnek: Her iki takım da iyi baskı uyguladıkları için oyun bir hayli kilitlendi.

prestij : Fransızca prestige (itibar, güvenilir olma, saygınlık). Bu kavramın karşılıkları dilimizde vardır: saygınlık, itibar. Örnek: Tuhaf davranışları yüzünden saygınlığını (itibarını) kaybetti.

prezantabl : Fransızca présentable (sunulabilir, gösterilebilir, gösterişli). Dilimizde “sunulmaya, göstermeye değer, eli yüzü düzgün” anlamlarında kullanılan bu kelime için aynı anlatımlardan faydalanılabilir: eli yüzü düzgün, gösterişli. Örnek: Eli yüzü düzgün (gösterişli) adayların şansı daha fazla.

prezantasyon : Fransızcaprésentation (sunuş, takdim; gösterme; görünüş; tanıştırma). Görüldüğü gibi dilimizde bu kavramın bütün anlamlarını verecek karşılıklar vardır: sunma, sunuş, gösterme; tanıştırma. Örnek: Konuyu sunuşunuz çok güzel oldu.

prezante etmek : Fransızca présenter (sunmak; sergilemek; açıklamak; tanıtmak). Bu kavramın karşılıkları dilimizde zaten vardır: tanıtmak, sunmak. Örnekler: Önce size kendimi tanıtayım. Düşüncelerini sunmayı çok iyi biliyor.

prime-time :İngilizce prime (ilk; baş; asıl; bir şeyin en olgun dönemi) + time (zaman; saat). “Televizyonun en çok izlenen saatleri” için kullanılan bu terime teklif ettiğimiz karşılık: altın saatler. Örnek: Altın saatlerde en çok izlenen kanalı belirlemek üzere bir araştırma yapıldı.

printer : İngilizce printer. Bilgisayar alanında kullanılan bu makine için Kurulumuz, yazıcı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Şirket, 15 Nisan-30 Mayıs tarihleri arasında düzenlediği kampanyada bin iki yüz bilgisayar ve yazıcı sattı.

prodüksiyon : Fransızca production (gösterme, ortaya koyma; oluşum; ürün; üretim; yapım). Dilimizde daha çok sinema ve televizyon terimi olarak kullanılan bu kelime için güzel bir karşılık daha önce teklif edilmiştir: yapım. Örnek: Filmin yapımı için harcanan para milyarları aştı.

prodüktör : Fransızca producteur. Karşılığı: yapımcı. Örnek: Sanatçı filmin hem yönetmenliğini, hem yapımcılığını üstlendi.

profil : Fransızca profil (yandan görünüş, insan yüzünün yandan görünüşü). Teklif ettiğimiz karşılıklar: görünüş, görüntü. Örnekler: Başbakanlar, deneyimli, ülkenin görüntüsü sayılabilecek çeşitli kişilerle ilgi kurar. Otomobil şirketleri görünüş araştırmasına önem verir.

projeksiyon : Fransızca projection. Bu söz dilimizde daha çok “saydam veya saydam olmayan resimleri bir perdeye yansıtma” anlamında kullanılır. Ayrıca sosyolojide “bireyin başarısızlıklarının veya kabul görmeyen davranışlarının sorumluluğunu başkalarına yükleyerek kendini saklamaya çalışması şeklinde ortaya çıkan bir savunma türü” olarak geçer. Bu söz ekonomi alanında da “ileriye dönük tahmin, kestirme” anlamlarında kullanılmaktadır. Kurulumuz, projeksiyon kelimesine karşılık olarak matematikte iz düşümü, ekonomide kestirim, fizikte ve sahnede yansıtım karşılıklarını önermektedir. Örnekler: Şirket, 1993 yılı başında yapılan kâr kestiriminde yıl sonu için 100 milyar liralık hedef belirledi. Bayilere ayrıca tanıtımı yapılan telefonlarla ilgili video yansıtımları izletildi.

projektör : Fransızca projecteur. “Bir kaynağın ışığını çok şiddetli bir veya birkaç demet hâlinde uzağa iletmeye yarayan alet.” Kurulumuz, bu kelime için ışıldak sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Daha önce de bu anlamda kullanılan ışıldak sözü dilimizde projektör biçimine yeni mecaz anlamlar yükletilerek yeniden kullanılmaya başlandı. Örnek: Yalnızca medya ışıldaklarının üzerine tutulması durumunda partililerin bazı cazibelerini daha baştan yitirmiş olabileceklerini hatırlatmak istiyorum.

promosyon :Fransızca promotion (ilerleme, yükselme;artırma, çoğaltma). Son zamanlarda “gazetelerin satışlarını artırmak üzere başvurdukları armağan kampanyaları” için promosyon kelimesi sıkça kullanılır olmuştur. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: özendirme. Örnek: Gazeteler birbirlerinin özendirme kampanyalarını kötülememe konusunda anlaştılar.

prosedür : Fransızca procédure (yargılama usulü; yargılama evreleri). Dilimizde “bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem” anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: izlek. Örnek: Uçakların satışlarında ihale kanunları ve yönetmeliklerin emrettiği izleğe aynen uyulmuştur.

proses : İngilizce process. “Aralarında birlik olan veya belli bir düzen içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay veya hareketler dizisi” anlamına gelen bu söz için bugün eskimiş olan vetire sözü dilimizde kullanılmıştır.

Günümüzde proses biçiminde yayılan bu yabancı kökenli kelimeye karşılık olarak daha önce önerilmiş süreç sözünün uygun bir karşılık olduğunda Kurulumuz görüş birliğine varmıştır. Örnekler: Saçlar bir ayda uzunluğunun yarısı kadar uzayabilir. Saçlarınıza renk veren pigmentlerin renk değiştirme süreci bu zamanla sınırlıdır. Eğitim sürekli ilerleyen bir süreç olmak zorundadır.

prospektüs : Fransızca prospectus. “Tarife, tanıtmalık, bir şeyden nasıl yararlanılacağıyla ilgili bilgiler vermek için yazılmış tanıtma yazısı” anlamındaki bu kelimeye Kurulumuz, tanıtmalık, tarife sözlerinin uygun birer karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnekler: Toplumumuzda, ilâçların tanıtmalıklarını okumak gibi bir alışkanlık yok. Kullanmadan önce tarifeyi okuyunuz.

protez : Fransızca prothése. Fransızcadan Türkçeye geçen bu kelimeyi Türkçe Sözlük, “1.Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapma organ. 2.Bu amaçla yapılıp kullanılan organ veya parça” şeklinde tanımlamaktadır. Bu kelime Türkçede bir gramer terimi olarak da kullanılmıştır. Kurulumuz bu söz için takma kelimesini önermektedir. Gramerdeki kullanımı için de ilişme uygun bir karşılıktır. Örnek: Türk doktorları, takma bacak ameliyatlarında oldukça başarılıdırlar.

protokol :Fransızca protocole (tören düzeni, sözleşme tutanağı). Birinci anlam için teklif ettiğimiz karşılıklar: tören düzeni, öncelik sırası. İkinci anlam için: sözleşme tutanağı, sözleşme. Örnekler: Yerinde durmayarak tören düzenini (öncelik sırasını) bozmuştu. İki ülke kültürel iş birliği sözleşmesi imzaladı.

prototip :Fransızca prototype (ilk örnek). Teklifimiz:ilk örnek. Örnekler: Geçen yıl ilk örnekleri hazırlanan bilgisayarların üretimine geçildi. Çalıkuşu romanındaki Feride, batılı ve aydın Türk kadınının ilk örneği sayılabilir.

provizyon : Fransızca provision (tedarik, ihtiyat, erzak; avans). Bankacılıkta “bir çekin para olarak karşılığı” anlamında kullanılan bu söz için karşılık kelimesini teklif ediyoruz. Örnek: Bankaların karşılık ve masraf adı altında aldıkları paralar, müşterilerinin mağdur olmasına yol açıyor.

provokasyon : Fransızca provocation (kışkırtma, tahrik). Kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: kışkırtma. Örnek: Ziyaretin kışkırtma olduğunu ileri sürdüler.

provokatör : kışkırtıcı.

provoke etmek : kışkırtmak.

prömiyer : Fransızca première (birinci, ilk). “Oyunun ilk temsili” anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: ilk gösteri. Örnek: Piyesin ilk gösterisi salı günü yapılacak.

puzzle : İngilizce puzzle. Özgün imlâsıyla basında yer almaya başlayan bu söz, “bilmece, muamma” anlamlarına gelmektedir. Kurulumuz geçtiği örnek cümleleri göz önüne alarak bu söz için yapboz sözünü önermektedir. Örnekler: Bu yapbozun parçalarını birleştirdiğimizde ortaya çıkan şey, Mısır’ın tıpkı Filistinliler gibi Ürdün-İsrail Anlaşması’ndan rahatsız olduğudur. Sorunların hemen hepsi bir yapbozun parçaları olarak iç içe geçmiştir.

R

radikal : Fransızca radical. Dilimizde “kökten, temelden” anlamlarının yanı sıra “bilimde, dinde, siyasette esasa dönük yenilikler yapma eğiliminden yana olan” anlamında da kullanılan bu sözün bir başka anlamı da felsefede “yaşama biçimlerini, yaşama ilişkilerini eleştirip kökten değiştirme eğiliminde olan kimse”dir. Bu söze karşılık olarak Kurulumuzun önerisi kullanıma göre köklü, kökten ve köktenci’dir. Örnekler: Birtakım köklü tedbirler alındı. Türk halkı, Türk basınındaki köklü değişime yabancı kalmamalı. Köktenci bir çizgide olmasına rağmen dinî içerikli örgütsel ilişkilerden kaçınıyor.

Bu arada belirtmemiz gereken bir husus vardır. Daha önce teklif edilen fundamentalizm karşılığıköktencilik ve fundamentalist karşılığı köktenci toplumumuzda yaygın olarak kullanılışı dikkate alınarak köktendincilik ve köktendinci şeklinde değiştirilmiştir.

radikalizm : Bu sözünbir akım adı olarak dilimizde köktencilik şeklinde karşılanmasıKurulumuzcabenimsenmiştir.

radyoterapi : Tıp alanında kullanılmakta olan bu terim Fransızcadan dilimize girmiştir. Türkçe Sözlük’te “X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi” olarak tanımlanan radyoterapi kelimesine önerilen karşılık ışın tedavisi’dir. Örnek: Uzmanlar şimdi içerik ve etki açısından kafeine benzeyen, ancak sinir sistemi üzerinde etkili olmayacak, yapay bir madde üzerinde çalışıyorlar. Söz konusu maddenin bulunması hâlinde hem ışın tedavisi, hem de kimyasal tedavi süreci daha etkili hâle getirilebilecek

radyoterapist : ışın tedavi uzmanı.

rafting : İngilizce rafting (sal yapmak; sal ile taşımak; sal kullanmak). Dilimizde “sal yarışı” anlamında kullanılmaya başlanan rafting için teklif ettiğimiz karşılıklar: salcılık, sal yarışı. Örnekler: Sal yarışında (salcılıkta) zafer Almanların. Beşinci Avrupa Salcılık (Sal Yarışı) Şampiyonluğu.

rambursman : Fransızca remboursement (ödeme). Türkçede daha çok bankacılık alanında kullanılan bu söz için Kurulumuz, ödeme ve geri ödeme karşılıklarını uygun bulmuştur.

rant : Fransızca rente (gelir, düzenli gelir). Son zamanlarda bir ekonomi terimi olarak yayılmaya başlamıştır. “Bir mal veya paranın emek verilmeden, belli bir süre içinde sağladığı gelir” anlamında kullanılmaktadır. Bu kavram için teklif ettiğimiz karşılık: getirim. Örnek: Getirimi de göz önünde tutulursa, gayrimenkul her zaman kazançlı sayılır.

rantabl : Fransızca rentable (gelirli; verimli). Teklif ettiğimiz karşılıklar: verimli, getirimli.Örnekler: En verimli iş yerleri kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Son günlerde hisse senetleri daha getirimli görünüyor.

rantiye : Fransızca rentier (gelirleri olan kimse). Ekonomi terimi olarak “bankadaki parasının veya hisse senetlerinin geliriyle yaşayan kimse” anlamında kullanılmaktadır. Rant için bazen kullanılan “getiri” sözü, rantiye sözüne karşılık bulmakta bizi zorladığı için “rant”a getirim, “rantiye”ye getirimci karşılığını teklif ediyoruz. Örnek: Bazıları, yüksek faizin bir getirimci sınıfı yaratacağını ileri sürüyor.

raportör : Fransızca rapporteur. “Bir birleşimin verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp bir kurul karşısında savunan görevli üye” anlamında dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuz rapor yazıcı kelimesini kabul etmiştir. Örnek:Rapor yazıcılarının hazırladığı savunma, mahkemeyi bağlayıcı bir nitelik taşımıyor.

rasyo :İngilizce ratio’dan dilimize giren bu kelime “nispet, oran” anlamındadır. Kurulumuz bu söz için oran karşılığını önermektedir. Örnek: Orta ve uzun vadede 57.000-60.000 hedefimizi hâlen koruduğumuz hissede, kâr-zarar oranının yüksek olması bir avantajdır.

rating : İngilizce rating (sınıflandırma, takdir). Son zamanlarda “ülkenin veya kuruluşların ekonomik durumunu, ödeme gücünü değerlendirme” anlamında bir iktisat terimi olarak kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılıklar: değerlendirme, takdir. Örnekler: Değerlendirme (takdir) kuruluşu, değerlendirme (takdir) notu.

reality-show : İngilizce realty (gerçek, gerçeklik) + show (eğlendirici nitelikte gösteri). “Anında tespit edilen gerçek sahneler” olarak dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuz gerçekleme (gösterisi) karşılığını önermiştir. Örnekler: Gerçekleme gösterilerinin Türkiye’deki örnekleri hızla artıyor. “Yakın Takip, Olay Var, Sıcağı Sıcağına, Kayıp Aranıyor, Yangın Var” bu türün örnekleridir. Hülya Uğur’un sunduğu Apolitik adlı gerçekleme gösterisinde bu akşam yine birbirinden ilginç konularla politika üzerine sohbet var.

realizasyon :Fransızcadan dilimize geçen bu kelime; “gerçekleştirme, gerçekleşme” anlamı yanında, bir bankacılık terimi olarak “paraya çevirme, varlığı nakde dönüştürme süreci” anlamını da taşımaktadır. Kurulumuz bu sözün günlük hayattaki kullanımı için gerçekleştirme; bankacılık alanındaki kullanımı için ise kâr amaçlı satış karşılıklarını önermektedir. Örnek: Bu senette önümüzdeki günlerde kâr amaçlı satışlar başlayabilir.

reasürans : Fransızca reassurance. “Bir sigorta ortaklığının sigorta ettiği paranın bir bölümünü olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi” anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, ikili sigorta kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Ayrıca bu söz ticarî hayatta reasürans şirketi, reasüre etmek biçimlerinde de geçmektedir. Kurulumuz, reasürans şirketi için ikili sigorta şirketi, reasüre etmek için de ikili sigorta yapmak karşılıklarını önermektedir. Örnekler: Yabancı ikili sigorta şirketlerinin satışa çıkardığı makinelerin ihalesinden yurt içinde hiçbir firma haberdar edilmedi. Sigortalar, riskli gördükleri varlıklarını yurt dışındaki güçlü kuruluşlara ikili sigorta yaparak güçlerini sağlamlaştırdılar.

reel : Fransızca réel, “gerçek” anlamında bir kelimedir. Bu sözün bankacılık alanındaki kullanımı da; reel kâr, reel mal ve hizmet olarak gerçekanlamını taşımaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak dilimizde zaten kullanılmakta olan gerçek sözünü önermektedir. Örnek: Şirket, gerçek olarak enflâsyonun altında bir kârlılığa ulaşabildi.

reenkarnasyon : Fransızca réincarnation. Fran-sızcadan dilimize geçen bu söz, “ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürmesi inancı” anlamına gelir. Dilimizde bu kavram eskiden tenasüh sözüyle karşılanırdı.

Kurulumuz, bu kelime için önerilmiş ve oldukça da tutunmuş olan ruh göçü sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Onun gizeme, ruh göçüne karşı büyük bir ilgi duyduğunu biliyorduk.

reeskont : Fransızca réescompte. Genel olarak “mükerrer ıskonto, ıskonto edilmiş bir senedin ikinci kez ıskonto edilmesi” anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, ikinci kırdırma karşılığını önermektedir. Örnek: Zora düştüğünü belirten banka, Merkez Bankasına gidip ikinci kırdırma kredisi alabilir.

referandum : Fransızca reférandum. “Halkın siyasî ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşlerini almak için başvurulan oylama” anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, halk oylaması sözünün uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Referandum yapmak biçimindeki kullanım için dehalk oylaması yapmak, halk oylamasına gitmek karşılıklarının kullanılması uygun olur. Örnek: İtalya’da önceki gün yapılan halk oylamasının sonuçları eski başbakana derin bir nefes aldırdı.

referans : Fransızcadan (référence) dilimize geçen bu söz “gönderme, iletme, yollama; kaynak; güven tanıklığı; yeterlik belgesi” anlamını taşımaktadır. Kurulumuz referans mektubu için tavsiye mektubu; ilim alanındaki kullanımı için kaynak, kaynak gösterme; borsadaki referans çizgisi kullanımı için de gösterge çizgisi karşılıklarını önermektedir. Örnek: Genellikle 100 gösterge çizgisi yukarı kestiğinde eğilimin yukarı doğru döndüğü teyit edilmiş olur.

reflektif : Fransızcadan dilimize giren bu söz, “aksettiren, aksedici; aksettirilmiş” anlamlarını taşımaktadır. Kurulumuz, bu kelime için yansıtıcı karşılığını önermektedir. Örnekler: Avrupa Birliği’ne girme aşamasında olduğumuz bir dönemde yapılan bu değişiklik, sürücülerin de emniyetini artırıyor. Bu plâkaların bir özelliği, üzerine ışık gelince yansıtıcı yapısıyla hemen fark edilmesi.

refüj :Fransızca refuge (taşıtların çok geçtiği yollarda yayaların karşıdan karşıya geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım, orta kaldırım). Bunun için Türkçe Sözlük’te de belirtildiği gibi orta kaldırım sözü önerilmiştir. Örnekler: Sürüklenen kamyon orta kaldırıma takıldı. Başkentin orta kaldırımlarında bulunan çimler terk edilmiş bir görünüm veriyor.

regülâsyon : Fransızca regulation. “Hukuksal düzenleme, talimat. Şirket, dernek ve benzeri kurumların kuruluş ve işleyişlerini düzenleyen kuralların tümü. Menkul kıymet satın almak için bankalar tarafından verilecek kredileri düzenleyen yönetmelik.” Benzeri çeşitli anlamlarda dilimizde geçen bu kelime için Kurulumuz, zaten dilimizde var olan tüzük, yönetmelikkelimelerinin kullanılmasını önermektedir. Örnekler: 1969 yılında sektörde hizmet veren kuruluşların standartlarını belirlemek amacıyla devlet tarafından ilk yönetmelik yayımlanmıştır. Şirket, 1980 yılında ayakta kalabilmek için yönetmelikle belirlenen asgarî teçhizat ve personel sınırlamasına uymak zorunda kalmıştır.

regülâtör : Fransızcadan (régulateur) dilimize geçen bu söz, daha çok fizik alanında “bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç” anlamında kullanılmaktadır. Bunun dışında mecaz anlamlarda da kullanıldığına tanık oluyoruz. Kurulumuz, regülâtör için düzenleyici kelimesini önermiştir. Örnekler: Şirketimize su basıncını ayarlayan düzenleyiciler alınacaktır. Dövizdeki belirsizlik ortamında banka, düzenleyici görevini üstlendi.

rehabilitasyon : Fransızca réhabilitation (bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi). Bu söz ekonomide de geçer. Tıp ve ekonomi dallarındaki kullanımları için Kurulumuz, iyileştirme sözünü önermektedir.

reklâm spotu : reklâm ışıntısı. bk. spot.

rekolte :İtalyanca ricolte (tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü). Bu söz için Kurulumuzun önerisi (toplam) ürün ve (yıllık) ürün‘dür. Örnekler: Pamukta Ege yıllık ürünü % 41’i oluşturuyor. Bu yıl bölgede 550 bin ton fındık toplam ürünü bekleniyor.

rekonstrüksiyon : Fransızca reconstruction “yeniden yapma, inşa etme, yeniden kurma, imar etme” anlamlarında kullanılmaktadır. Bu söz için önerimiz yeniden kurma‘dır.

rekreasyon : Fransızca récréation. “Dinlenme, eğlenme, hoş vakit geçirme” temel anlamlarında dilimizde geçen bu söz için Kurulumuz, eğlenmek ve dinlenmek fiillerinden yararlanarak eğlendinlen alanı kelimesinin uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Gürsoy, iki yüz bin metre karelik eğlendinlen alanı içinde çay bahçeleri ve lokantaların yer alacağını söyledi.

remix : İngilizce. “Karıştırmak” anlamındaki İngilizce mix fiiliyle re- ön ekinden oluşan bu söz, dilimizde daha çok sinema ve müzik alanında kullanılmaktadır. Sinemada, görüntü ve ses söz konusu edildiğinde, ilk çekimin son görüntülerinin (sesin) yavaş yavaş güçsüzleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin (sesin) gittikçe güçlendirilmesi ve bu arada belli bir noktada iki çekimin de görüntülerinin (seslerinin) üst üste gelmesi, ardından ikinci çekimin görüntülerinin (seslerinin) belirginleşmesi tekniği; müzikte ise bir parçanın yeniden ele alınması ve melodiye sadık kalınarak değişik ritmlerde çalınması anlamlarındadır. Kurulumuz, bu sözün her iki alanda kullanımı için de bindirim kelimesini önermektedir. Örnek: Yaklaşık bir yıldır Best FM’de üretim müdürlüğü yapan Gündüz, birçok Türk pop şarkısına bindirim yapmış.

repo : Repurchase Agreement. “Geri alım vaadi ile satım” anlamındaki bu söz, bir kısaltma olarak repo şeklinde dilimize yerleşmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, kelimenin aynı biçimde kullanılmasının çok yaygın olması sebebiyle uygun olacağı düşünülmektedir.

resepsiyon : Fransızca reception (alma; karşılama; kabul töreni; kabul; kabul yeri). İki anlamıyla dilimizde yaygınlaşmaya başlamıştır. 1) Resmî ziyafet. Eskiden “resmi kabul” (i uzun değil, ilk hece vurgulu) denilen bu kavram için teklif ettiğimiz karşılık: kabul töreni. Örnek:Dolmabahçe Sarayı’nda verilecek kabul törenine 500 kişi çağrıldı. 2) Otel vb. yerlerde müşteri kabul edilen bölüm. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: kabul yeri. Örnek: Otele yerleşmek için önce kabul yerine başvurmak gerekiyor.

resesyon : Fransızca recéssion (gerileme; piyasadaki durgunluk). Dilimizde daha çok piyasadaki durgunluğu anlatmak için kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: durgunluk. Örnek: Ekonomide süregelen durgunluk, aynı zamanda işsizliğe de yol açıyor.

restitüsyon : İngilizce restitution, “var olmayan veya bir bölümü var olan yapıların belgelerine dayanarak özgün biçime kavuşturulması” anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için önerimiz yeniden tasarımlama‘dır.

restorasyon : Fransızca restauration “onarma, yeniden canlandırma, onarıp ilk durumuna getirme” anlamındadır. Bu söz için önerdiğimiz karşılıklar yenileme ve onarım‘dır. Örnek: Onarıma muhtaç olmasına rağmen yeterli ödenek gönderilmediği için kütüphane içten içe çürüyor. Aynı kökten dilimizde restore sözü de vardır. “Etmek”yardımcı fiiliyle kullanılan bu söz için önerimiz yenilemek ve onarmak‘tır. Örnek: 1991’de Garanti Koza İnşaat’ın yenilediği eski lengerhane 1993’te müze olarak hazırlandı.

retrospektif : Fransızca retrospective. “Geçmişi hatırlayan, geçmişi ele alan; geriye dönük” anlamlarına gelen bu kelime Türkçede daha çok tıp ve sanat alanında kullanılmaktadır. Tıptaki kullanımı için Dr. Özer Tümer’in teklif ettiği geriye dönük karşılığı Kurulumuzca da benimsenmiştir. Kelimenin sanat alanında resim sergisi için kullanılan anlamına karşılık olarak ise Kurulumuz, aslında bir deyim olan ve kullanıldıkça terim olarak yaygınlaşması ümit edilen dünden bugüne sözünü teklif etmektedir. Örnek: Sanatçı, 1941 yılında New York’ta ilk büyük dünden bugüne resim sergisini açmış.

revalüasyon : Fransızca réévaluation (bir paranın değerini, altına veya dövize göre yeniden ayarlama). Bu söz için değer artırma karşılık olarak önerilmiştir. Örnek: Eğer gazeteciler biraz sıkıştırmış olsalardı, Törüner, lirada değer artırmanın bir gün sonrasında, piyasalarda yaşanacak durumu da açıklayabilirdi.

reverse repo : İngilizcede “ters çevirme, tersine hareket ettirme, tersine dönme” anlamlarını taşıyan reverse kelimesi, birleşik söz olarak reverse repo kelimesini oluşturmuş, ters repo biçiminde dilimizde kullanılmaktadır. Örnek: Merkez Bankasının salı, çarşamba ve perşembe günlerine denk getirdiği toplam 6 trilyonluk ters repo ödemesi piyasayı rahatlattı.

revize edilmek : düzeltilmek, yenilenmek.

revize etmek : düzeltmek, yenilemek.

revizyon : Fransızca révision (düzeltme, değiştirme). Bu kelime için dilimizde güzel karşılıklar vardır: düzeltme, yenileme, yenilenme. Örnekler: Son düzeltmede (yenilemede) hesaplanan büyüme hızı % 2 idi. Kabinedeki yenilenme beklentileri boşa çıktı.

revizyonist : değişimci.Örnek: Değişimciler, doktrinin esaslarını bozdular.

rezidans : Fransızcadan (résidence) dilimize giren bu kelime “konut, ikametgâh, mesken” anlamlarındadır. Kurulumuz bu kelime için konut karşılığını önermektedir. Konut kelimesinin mesken anlamı dışında; “elçi, ataşe ve yüksek dereceli devlet memurlarının oturmaları için ayrılmış yer” anlamı da vardır. Örnek: Paris’te gördüğümüz en büyük kalabalık Büyük Elçi Tansuğ Bleda’nın büyük elçilik konutunda verdikleri davet oldu.

rezonans : Fransızca résonance. Türkçede tıp ve fizik alanlarında kullanılan bu kelime Türkçe Sözlük’te,“düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak tınlaşım sözünün kullanılmasına karar vermiştir. Örnek:Bu virüs ancak beynin manyetik tınlaşım yöntemiyle görüntülenmesi sonucunda teşhis edilebiliyor.

ribaunda çıkmak : dönen topa çıkmak.

ribaunt : İngilizce rebound. “Basketbolda, oyuncuların çember altında, potadan veya çemberden dönen topu sıçrayıp kapması; çarpıp dönen topa sahip olması” anlamında kullanılan bu söze Kurulumuz, dönen top karşılığını önermektedir. Bu sözle ilgili olarak dilimizde ribaunda çıkmak, ribaunt almak, ribaunt mücadelesi gibi kelime grupları da türetilmiştir. Bu şekiller için Kurulumuz, aşağıdaki karşılıkları göstermektedir:

ribaunt almak : dönen topu kapmak.

ribaunt mücadelesi : dönen top mücadelesi.

ritüel : Fransızca rituel. Bu söz “ayine, törene ait, merasimle ilgili” anlamlarıyla dilimizde bazı köşe yazarlarınca kullanılmaktadır. Bu kelimenin ayinle ilgili sözüyle karşılanmasında Kurulumuz görüş birliğine varmıştır. Örnek: Sanatçı, Ferhat ile Şirin’i yöresel renklerin hâkim olduğu ayinle ilgili bir yaklaşımla işliyor.

roaming :İngilizce roaming “dolaşmak, gezmek”. Ülkemizde cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla sıkça duymaya başladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz dolaşım (anlaşması) sözünün kullanılmasının uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Dolaşım anlaşmaları sayesinde dünyanın neresinde olursanız olun cep telefonunuzu rahatlıkla kullanabilirsiniz.

rodaj : Fransızca rodage. Bu söz, “yavaş yavaş çalıştırarak alıştırma, oturtma, uygunlaştırma” anlamındadır. Kurulumuz bu Fransızca söz için alıştırma, alıştırma dönemi karşılıklarını önermektedir. Örnek: Orta yaşlı madam, tam bir futbol hastası ve fanatik Sion taraftarı. “Ligler başlayalı altı hafta oldu, takımın alıştırma dönemi bitmedi” diyor.

roller blade : İngilizce roller (ufak tekerlek) + blade (bıçak; ince, yassı). “Özel olarak yapılmış altı tekerlekli ince ve yassı bir tahta ve bu tahta üzerinde kayılarak yapılan bir spor dalı” anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, tekerli kaygaç kelimesini türetmişti. Ancak daha önceki toplantılarımızda kaykaç karşılığını verdiğimiz inline skate’in roller blade ile eş anlamda kullanıldığını görerek roller blade için de kaykaç karşılığını teklif etmekteyiz. Örnek: Kaykaç kullanırken dikkat edilecek en önemli nokta ağırlığı arka tekerlekler üzerinde yoğunlaştırmak.

royalty : İngilizceden dilimize geçen bu kelime “bir mucide, bir yazara veya bir yayımcıya buluşunun veya kitabının karşılığında ödenmesi gereken para, patent hakkı” anlamındadır. Kurulumuz, bu kelimeye karşılık olarak zaten dilimizde var olan telif hakkı sözünün kullanılmasını kararlaştırmıştır.

rölanti : Fransızca ralenti“ağırlaştırılmış, ağırlaştırma” anlamlarındadır.Fiili ralentir’dir. Bu söz için önerimiz yavaşlatılmış‘tır. Örnek: Türkiye’de ekonomik kriz patlamadan önce bazı projeler ister istemez yavaşlatılmıştır.

rölantide :askıda, yavaşlatılmış.

rölanti oynamak :(oyunu) ağırdan almak.

rölantiye almak :yavaşlatmak, (motorlu araçlarda) boşa almak, boşta durmak.

röprezant : Fr. représentant (temsilci, tanıtmacı). Uzun zamandan beri dilimizde varlığını sürdüren bu kelime tıp alanında “ilâçların tanıtımını yapan kimse” anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca güzellik malzemelerini tanıtmak ve satmak için evleri dolaşan kişilere de röprezant denmektedir. Kurulumuz kelimenin her iki anlamı için de tanıtımcı sözünü benimsemiştir.

rövanş : Fransızca revanche (öç; öç alma; ikinci karşılaşma). Sporda, “bir takımın veya bir sporcunun yenildikten sonra aynı rakiple ikinci defa karşılaşması” anlamında kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: ikinci karşılaşma. Örnek: Oyuncular, ikinci karşılaşmada rakiplerine göz açtırmayacaklarını söylediler.

rövanşı almak : ikinci karşılaşmayı kazanmak.

röveşata : “Futbolda, gövdeyi sırt üstü veya yan devirerek, topa baş hizasında ayakla makas yaparak vurma” anlamında olan bu söz için Kurulumuz, makaslama ve makaslama vuruş kelimelerini önermektedir. Örnek: Sağ kanattan Uğur’un yaptığı ortaya, kaleye arkası dönük durumda olan Arif, mükemmel bir makaslama yaparak üçüncü golü attı.

S

sabotaj : Fransızca sabotage (baltalama). Dilimizdeki karşılığı: baltalama. Örnek: Kazada, baltalama ihtimali de gözden uzak tutulmuyor.

sabote etmek : Fransızca saboter (baltalamak) fiilinden. Dilimizde bu söz için güzel bir karşılık zaten vardır: baltalamak. Örnek: Kışkırtıcı sözler ülkemizin gelişmesini baltalamaktadır.

Yangın çıkarmak suretiyle baltalamak için dilimizde özel bir kelime vardır: kundaklamak.

salvo : İtalyanca salvo. Bu askerî terim dilimizde genellikle “top ile yapılan ateş” anlamında kullanılır. Kurulumuz bu kelime için yaylım ateş sözünün uygun bir karşılık olduğunu belirtmektedir. Örnek: Ben düşman donanmalarının göğüslerimize açtıkları yaylım ateşleri de gördüm.

sanitasyon :Fransızcadan dilimize giren bu söz bir tıp terimi olarak “halk sağlığını korumak ve hastalığı önlemek için tasarlanan önlemler ve bunların uygulanması” anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu sözün sağlık koruma kelimesiyle karşılanacağı görüşündedir. Örnek: Gökdemir, yaptığı yazılı açıklamada, UNICEF’in ödüle lâyık görülmesinin nedenini şöyle açıkladı: Dünya çocuklarının sağlıklı büyümelerini hedef alması ve Türkiye’de de çocukların sağlık, beslenme ve eğitim konularından başka nüfus kontrolü, çevre ve sağlık koruması konularında da etkin faaliyetlerde bulunması ve bu faaliyetleriyle ulu önder Atatürk’ün çocuklara verdiği önemi pekiştirmesi…

sansasyon: Fransızca sensation (duyulanma; güçlü heyecan). Dilimizde “insanlar üzerinde yaratılan güçlü heyecan ve ilgi” anlamında kullanılmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: dalgalanma, dalgalandırma. Örnek: Bazı haberlerin veriliş tarzı halk üzerinde dalgalanma yaratıyor.

sansasyonel: dalgalandırıcı. Örnek: Dalgalandırıcı haberlerle ortalığı karıştırıyorlar.

santra : Fransızca centre (merkez). Sporda, oyunun başlatıldığı merkez. Teklif ettiğimiz karşılık: orta yuvarlak. Örnek: Topu orta yuvarlağa koydu ve oyuna başladı.

santrafor : İngilizce center (merkez) + fore (ön). İleri ucun ortasında yer alan oyuncu. Karşılığı: orta uç. Örnek: Takımın genç orta ucu çok başarılı bir oyun çıkardı.

santrifüj : Fransızca centrifuge. “Bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri, parçacıkları ayırıp çöktürmekte kullanılan lâboratuvar aleti” anlamındaki bu söze karşılık olarak Kurulumuz, daha önceden teklif edilmiş olan merkezkaç kelimesinin uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Bu işlem merkezkaçlı makinelerde yapılabilir.

sauna : Fransızca sauna. Fince asıllı olan bu kelime “terlemek, sağlıklı kalmak ve yıkanmak amacıyla özel olarak düzenlenmiş bir tür hamam” anlamındadır. Bu söz için Kurulumuz, buharlı hamam kelimesini önermektedir.

seans : Fransızca séance (mesleğini veya sanatını yapan bir kimsenin yanında, o kimsenin mesleği ile ilgili bir iş için harcanan süre, aralıksız bir iş için harcanan süre). Bu kelime için Kurulumuz, oturum sözünün uygun bir karşılık olacağıkonusunda birleşmiştir. Örnek: Oturumun ilk yarım saatinde gösterge bin 341 puanlık bir artışla 20 bine dayandı.

seksiyon : Fransızca section (bir kuruluşta veya bir bilgi şöleninde yönetim birimlerinden her biri). Bu söz için Kurulumuz, bölüm kelimesinin uygun bir karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnekler: Bankamızın ilgili bölüme bakan müdürü, bugün gelmeyecek. Biz, bildirimizi B bölümünde okuyacağız.

self-determinasyon : Fransızca self determination. “Bir ulusun kendi geleceğini yine kendisinin tayin etmesi” anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, geleceklik hakkı karşılığını önermektedir.

self-servis : İngilizce self (kendi, kendine) + service (hizmet). Teklifimiz:seçal. Örnek: Bazı lokantalarda hizmet seçal şeklinde veriliyor.

seminer : Fransızca séminaire (bir konu üzerinde toplu çalışma). Teklif edilen karşılık: toplu çalışma. Örnekler: Vakıf, demokrasi konulu bir toplu çalışma düzenledi. Öğrenciler belli bir konuda toplu çalışma ödevi hazırlayacaklar.

sempati : Fransızca sympathie (duygudaşlık, kanı kaynama, cana yakınlık). “Bir insanın bir başkasına karşı duyduğu sevgi ve yakınlık” anlamında kullanılan sempati için dilimizde şu karşılıklar uygun düşmektedir: yakınlık, cana yakınlık, sevimlilik. Örnek: Türk olduğumuzu söyleyince Macarların yakınlıklarını tebessümlerinden hissediyoruz.

sempati duymak : kanı kaynamak.

sempatik : Fransızca sympatique (sevimli, cana yakın, candan). Teklif ettiğimiz karşılıklar: sevimli, cana yakın. Örnek: Sevimliliği (cana yakınlığı) ile bütün bakışları üzerinde topluyordu.

sempatizan : Fransızca sympatisant (yandaş, taraftar, sevgi duyan, tutan). Türkçe Sözlük’te “üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir topluluğun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan (kimse), duygudaş” şeklinde tanımlanan bu kelime için Kurulumuz, yakınlıkduyar ve sever karşılıklarını teklif etmektedir. Örnekler: Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, illegal örgütlere yakınlık duyduğu belirlenen yüzlerce kişiyi gözaltına aldı. YÖK bu yıl öğrencilere, ÖYS sonuç belgesiyle birlikte terör örgütlerinin üniversitelerde yakınlıkduyar (sever) kazanma faaliyetlerine dikkat çeken bir mektup da gönderecek.

sempozyum : Fransızca symposium (şölen; bilimsel şölen, belli bir konunun tartışıldığı bilimsel toplantı). Teklif ettiğimiz karşılık: bilgi şöleni. Örnek: Önümüzdeki ay bir “Türk Dünyası Bilgi Şöleni” düzenleyeceğiz.

semptom: Fransızca symptome (belirti, alâmet, araz). Komisyonumuz belirti karşılığını daha önce sendrom için teklif etmişti. Doç. Dr. Salih Murat Akkın’dan aldığımız ve Türk Dili dergisinin Nisan (1995) sayısında yayımladığımız mektupta belirti’nin semptom karşılığı olması gerektiği, sendrom için ise hastalık tablosu teriminin tıp pratiğinde yerleştiği ifade edilmektedir. Akkın’ın uyarısı doğrultusunda semptom için teklif edilen karşılık: belirti. Örnek: Bu hastalığın en önemli belirtisi yüksek ateştir.

sendrom:Fransızca syndrome (hastalıkla ilgili belirtilerin tümü). Tıptaki kullanılışı için teklif edilen karşılık:hastalık tablosu. Örnek: Bu hastalık tablosu birden fazla etkenle ortaya çıkabilir.

Sendromun dilimizde mecaz olarak kullanılan “kriz, buhran, sıkıntı” anlamı için teklifimiz:sıkıntı. Örnekler: Önümüzdeki günlerde “Eylül sıkıntısı”nın psikolojik etkisiyle dövize yönelik bir talep oluşabilir. Partilileri önümüzdeki aylarda bir “genel başkan sıkıntısı” bekliyor.

senkronizasyon: Fransızca synchronisation. Türkçede sinema ve televizyon alanında kullanılan bu terimi Türkçe Sözlük şu şekilde tanımlamaktadır: “1.Eşleme işi. 2.sin. Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ.” Kurulumuz da bu söze karşılık olarak dilimizde zaten var olan ve kullanılan eşleme kelimesini benimsemiştir.

senkronize etmek : eşlemek.

Bu arada unutmamak gerekir ki, yabancı bir kelime basında, burada belirtilen karşılıkları dışında çok değişik anlamlarda da kullanılabiliyor. Hâlbuki bu tür kullanımlar için dilimizde pek çok kelime vardır. Bu yolu seçmeyip kolaya yönelenler aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi Türkçe karşılığı olduğu hâlde hiç gereği yokken yabancı kelimeleri kullanmakta ve bu yabancı kelimelerin yaygınlaşmasına sebep olmaktadırlar.

Minicik bebekler henüz senkronize yüzme figürleri yapmasalar da suda batmadan kalabiliyorlar. Uçuş tarifeleri senkronize edilerek İstanbul ve Zürih’teki bağlantılar güçlendirilecektir.

Gazetelerden derlediğimiz bu örneklerin ilkinde senkronize sözünün yerine uygun, ikincisinde ise uy-gunlaşmak, uyum içinde olmakkarşılıklarının kullanılması gerekir.

Senkronizasyonkelimesinin Türkçede dil bilimi alanında kullanılan pek çok türevi vardır. Kurulumuz, bu sözlere karşılık olarak daha önceden teklif edilmiş ve yaygınlaşmış karşılıkların benimsenmesine karar vermiştir.

senkron : eş zaman.

senkroni : eş zamanlık.

senkronik : eş zamanlı.

senkronizm : eş zamanlılık.

sensor : İngilizce sensor. “Alıcı alet, sezici, algılayıcı” anlamlarında İngilizceden dilimize giren bu kelime, gazetelerde Fransızca telâffuzuyla sensör şeklinde yanlış olarak kullanılmaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak, kesmek fiilinden türetilen keser örneğinden yararlanarak duymak fiilindenduyar sözünü oluşturmuştur. Örnek:TSE bu yıl üretilen doğal gaz sobalarına duyar denilen parçanın takılmasını zorunlu kıldı.

serigraf : ipek baskıcı.

serigrafi : Fr. sérigraphie. “Bir lâstik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi” anlamındaki bu Fransızca kelime için Kurulumuz ipek baskı karşılığını önermektedir. Örnek: Sanatçının, ipek baskı, yağlı boya ve kesyap olmak üzere üç grupta toplanan eserleri, tarihten izler taşıyor.

server :İngilizce server ”sunucu”. Bilgisayar alanında “bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar” anlamında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz da sunucu sözünü benimsemiştir. Örnek: Sunucu adı verilen bilgisayarları çeşitli korsanlıklara karşı korumak için geliştirilmiş bir program satın aldık.

sezon : Fransızca saison (mevsim). Bu kavram için dilimizde zaten güzel bir kelime vardır: mevsim. Örnek: İki takım da yeni mevsime büyük bir ümitle başlamışlardı.

shape master : İngilizceden dilimize geçen ve sağlıkla ilgili bir spor dalını temsil eden bu söze karşılık olarak Kurulumuz, güçlendirme kelimesini önermektedir. Örnek: Fitness Club açıldı. Tıbbî kontrol altında kişiye özel egzersizler, deniz tedavisi, su içi masajı, aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri yapılır.

shower screen : İngilizce olan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz duş kabini ve banyo kabini kelimelerini teklif etmektedir. Dilimizde bir marka adı olan “duşakabin” şekli yaygınlaşmıştır. Yapı olarak yanlış olan bu kelimenin yerine yukarıdaki kelimeler uygun görülmüştür. Örnek: Dairesine yeni model duş kabini (banyo kabini) koydurmuş.

side effect : İngilizce side (yan, taraf) + effect (etki, sonuç). İlâçların istenmeyen etkilerini anlatmak için tıp alanında kullanılan bu kelimeye Türkçe bir karşılık da yine doktorlarımız tarafından bulunmuştur: yan etki. Örnek: İlâcın en çok rastlanan yan etkileri, mide ağrısı, sindirim yolu kanamaları ve gizli kanama gibi bulgulardır.

sidewalk sale : İngilizce sidewalk “yaya kaldırımı”, sale “satış”. Kurulumuz bu kelime için kaldırım satışı ve mağaza önü satışı karşılıklarını önermektedir. Örnek: İzmit’teki Fabrika Satış Mağazası, Türkiye’de ilk kez kaldırım satışı (mağaza önü satışı) uygulamasını başlattı.

siesta : İspanyolca siesta (öğle uykusu). “Sıcak ülkelerde, öğle uykusunu uzatarak işe başlama saatini daha ileriye alma” anlamında kullanılan bu kavram için teklif ettiğimiz karşılık: öğle uykusu. Örnek: Akdeniz ülkelerinin çoğunda görülen öğle uykusu uygulaması Çeşme’de de başladı.

simülâsyon : Fransızca simulation. “Taklit etme, taklidini yapma” anlamındaki bu söz son dönemlerde bilgisayar ve iletişim terimi olarak duyulmaya ve kullanılmaya başlandı. Kurulumuz, bu söz için benzetim kelimesini önermiştir.

Kök bakımından aynı olan simülâtör sözü için de benzetimlik uygun bir karşılık olarak seçilmiştir. Örnek: Benzetimlik aynı uçaktaymış izlenimini verirken, pilot da havadaymış gibi uçacak.

Ayrıca gazetelerde bu sözünsimülâsyon sineması şeklinde bir başka kullanımına daha rastlamaktayız. Bu durumda da kullanılacak karşılık benzetim sineması’dır. Örnek: Seyredenlerin kendilerini perdenin içinde hissedecekleri benzetim sinemaları Tatilya’nın bir başka yönü.

simültane : Fransızca simultané (eş zamanlı, aynı anda olan). Son zamanlarda daha çok, “anında yapılan sözlü tercümeler” için kullanılan simültane sözü için teklif ettiğimiz karşılık: anında.Örnek: Görüşmeler anında çeviriyle dev bir ekrandan yansıtılacak.

sinerji : Fransızcadan (synergie) dilimize giren bu kelime “birlikte çalışma, (organlarda) iş birliği görevdeşlik” anlamlarını taşımaktadır. Kurulumuz bu kelime için daha önce de önerilmiş olan görevdeşlik karşılığının kullanılmasını uygun görmektedir. Örnek: Besicilikle uğraşıyoruz. Fabrikaların atıklarını doğal yem olarak kullanıyoruz. Bu bir görevdeşlik yaratıyor.

single :İngilizce single (tek, bir; özel; tek kişilik). Son zamanlarda müzik dünyasında, “tek kişi tarafından doldurulan kaset veya yoğun teker” anlamında kullanılan single sözünün bu anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: tekli. Örnek:Sanatçının yeni çıkan teklisi, önümüzdeki günlerde piyasaya sürülecek.

sirkülâsyon : Fransızca circulation. Genel olarak “hava ve paranın dolaşımı” anlamında dilimizde kullanılan bu söz çek, senet, bono veya para piyasasında daha sık geçmektedir. Kurulumuz, sirkülâsyon için dolaşım sözünün uygun bir karşılık olduğunu kabul etmiş ve hava dolaşımı, para dolaşımı biçimlerinde kullanılabileceği görüşüne varmıştır.

sirküler : Fransızca circulaire sözü geldiği dilde “yuvarlak, değirmi” gibi anlamları yanında “sonunda çıkış noktasına dönen” anlamında da kullanılır. Bu söz bizde daha çok “genelge” anlamıyla kullanılmaktadır. Kurulumuz, Türkçedeki kullanımlarına göre sirküler sözünün genel anlamda genelge, toplantılar için yapılan çağrı anlamında ise duyurum şeklinde karşılanmasına karar vermiştir. Bunların dışında Türkçede sirküler, imza sirküleri biçiminde de geçer. Hukukî ve ticarî bir terim olduğunu göz önüne alan Kurulumuz, bu durumda daimza belgesi sözünün kullanılmasını uygun bulmuştur. Örnekler: Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı başlıklı genelgede başkanın 4-7 Ağustos tarihleri arasında izinli olduğu bildiriliyordu. Kurultayın birinci duyurumunu gönderdik. İhale için başvuruda bulunacak kuruluşların dosyalarında noter tasdikli imza belgesi de bulunacaktır.

sit-com : İngilizce situation comedy kelimelerinin kısaltması olarak sit-com şeklinde ve “bir durumun, güldürücü bir şekilde oyunlaştırılması” anlamında Türkçeye giren bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, önceden de dilimizde kullanılan fakat yaygınlık kazanmamış olan durum güldürüsü kelimesini teklif etmektedir (kısaltması: durgül). Örnek:Adı henüz kesinleşmeyen dizi Altın Kızlar gibi durum güldürüsü tarzında olacak.



comments powered by Disqus