Yönlendiriliyorsunuz!

Yeni güncemize yönlendiriliyorsunuz. Arama kısmından istediğiniz gönderiye ulaşabilirsiniz

>

Türk Mitolojisinde “Demir Dağ” Motifi

 

Göktürk’lerin dişi kurtlu   menşe efsanesinde, Demir-dağdan  pek söz açılmaz. Fakat tam mânâsı ile, Ergenekon efsanesinin daha güzel bir prototipidir.

Güney Sibirya ve Altay’daki Türk mitolojisinde Demir-dağlara çok rastlanır. Meselâçocuklar kutsal bir taya biniyorlar. Tay çocukları aldığı gibi Demir-dağa gö­türüyor. Tann, Ak-Han’ın çocuklarına fenalık gelmesin diye atın ayaklarını kılıç yapı­yor. Bu sırada, Kalay-Han’ın, “40 boynuzlu boğa” sına rastlıyorlar ve boğayı öldürüp, geri dönüyorlar.

Bazılarına göre bu demir dağ, Ak-Deniz’in ötesinde bulunuyordu 2. Bazı masallar ise dağdan bahsetmeyip, yalnızca “Çelik-bozkır” dan söz açarlar. Onlara göre, Çclik-Bozkırı da büyük bir denizin ötesinde imiş. Bazı masallarda ise, Demir-dağ’daki halkları yenmek için ordu gönderilir. Meselâ bunlardan birisi çok enteresan bir masaldır:

“Vaktiyle bir ülkede büyük bir Han varmış. Tanrı bu Han’a, büyük denizi geçerek, Demir-dağ’daki insanlarla harbelmesini emretmiş. Han da. Tanrının bu emrini yerine getirmek için asker göndermiş. Askerler binbir güçlükle denizi geçip, Demir-dağ’a var­mışlar ve onlara savaş için geldiklerini söylemişler. Fakat onlar hiç oralı bile olmamışlar ve “savaş nedir?” diye de sormuşlar.

Görülüyor ki, Demir-Dağ’da oturan anormal vücutlu (Stature deforme) insanlardı. Tıpkı Kaf veya Karnülbakar dağındaki Ye’cuc-Me’cuc’lar gibi. Bu konular üzerinde Han-nâme ile ilgili bölümümüzde geniş bilgi vardır.Bunlar döğüşelim demişler. Anlatmış ve göstermişler ama, hiç bir faydası olmamış. Geri dönmek zorunda kalmışlar. Geri dönerlerken de, Demir-dağ’ın Hanı onlara birçok hediyeler ve Hanlarına da bir kürk hediye etmiş. Gelmişler, durumu Hanlarına da anlatmışlar. Hanları da şaşmış bu işe. Getirin demiş, şu kürkü göreyim, demiş. Getirmişler bakmışlar ki bu kürk kendilerine çok büyük. Kürkü parçalayarak 8 tane kürk yapmışlar. O zaman Han, meseleyi anlamış. Demiş ki: “Bunların bir tanesi, bilim sekiz kişimize karşılık imiş.” “Biz bunlarla nasıl savaşırız,” diye savaşdan vazgeçmiş.”

U. Harva’nın da gayet doğru dediği gibi, Ergenekon da “Dünya kuşağı” nı teşkil eden bir dağ gibi düşünülmüş olabilirdi. Klasik Avrupa mitolojisinde bu kuşağa, (cingıılus mundi) denirdi. Ruslara ve Fin-Ugor kavimlerine göre, yeryüzünün kuşağı, Ural dağları idi. Bu konuları incelerken, Kaşgarlı Mahmud‘un verdiği şu eski Türk atasözünü gözönünden uzak tutmamamız lâzımdır:

“Ver basrukı lağ, budhun basrukı Beğ.”

Yani, “yerin baskısı, tutanı dağ; milletin baskısı, tutanı da Bey” dir. Demir ve Bakır-dağlar Türk Mitolojisine göre, bir nevi yeryüzünün temel direkleridir, ötügen dağı da, böyle bir dağdır.

Anadolu masallarına göre de, Tepe-Göz, Kaf, yani Kafkas dağlarında oturuyor­du. Dede Korkut kitabında ve Anadolu masallarında, Tepe-Göz de mağara içinde yaşardı. Tıpkı Güney Sibirya masallarında olduğu gibi, insanları mağarasından içeriye çekerdi. Ortadoğu kültürlerinin Kaf Dağı, bir nevi eski Türk Demir ve kutsal dağlarının karşılığı idi. Ergenekon destanının esasını teşkil eden de böyle bir dağdı.

Ergenekon Destanının en önemli kaynağı şüphesiz ki, Reşided-din’in meşhur Cami üt-Tevarih adlı eseridir. Reşideddin, bu efsaneyi, tam manası ile moğollaştırmıştır. Önce buefsaneyi kaynaktan olduğu gibi buraya vereceğiz. Sonra da bunun tenkidlerini yapıp, efsanenin orijinal şeklini kurmağa çalışacağız. Rcşideddin’in metni burada aynentercüme edilmiştir. Ancak metni güzel bir ifade ile yazabilmek için, tercüme biraz geniş tutulmuştur.

Bahaeddin ÖGEL



comments powered by Disqus