Yönlendiriliyorsunuz!

Yeni güncemize yönlendiriliyorsunuz. Arama kısmından istediğiniz gönderiye ulaşabilirsiniz

>

TÜMCENİN ÖGELERİ

Ücretsiz demo hesap açın internet üzerinden kazanç elde etmeyi öğrenin.

Forex nedir videosunu izleyerek öğrenmek için tıklayın

TÜMCENİN ÖGELERİ

Bu konuyu anlayabilmek için öncelikle tümcenin ve ögenin ne olduğunu bilmek gerekir. Tümce ya da cümle sözcüğünü inceleyelim. Tümce; tüm olmuş, tüme yakın anlamındadır. Cümle de cem olmuş, toplanmış, bir araya gelmiş demektir. Öge ise bir bütünü oluşturan her bir parçadır. İşte bu konu, bir bütün olan cümlenin her bir parçasını tek tek incelemekle öğrenilebilir. Bir ev düşünün. O ev bütün parçalarıyla bir bütündür. Kapısıyla, odalarıyla, mutfağıyla, yunağıyla… Bu ev bizim tümcemiz olsun. Bir de şunu düşünelim. Bir eve girebilmek için kapıya gereksinim duyarız. Evine camdan ya da çatıdan giren var mı? Güç durumlar dışında kimsenin böyle bir davranış sergilediğini düşünmüyorum. Bir evde salonun olması zorunlu değildir. Yunağı olmasa da olur. Ancak kapısız ev olmaz. Öyleyse bir evin olmazsa olmazı kapıdır. Bu düşünceyle tümcenin olmazsa olmazı da yüklemdir. Evin her şeyi tam olsun ancak bir kapısı yoksa o ev eksiltili bir ev olur.

1) YÜKLEM
Yüklem kavramını inceleyecek olursak göreceğiz ki yüklem “yükü üstüne alan, yüklenen, yükü taşıyan” ögedir. Bir ocak düşünün. Ocağın bütün yükü babada ise herkes sorularını babaya sorar ve babanın verdiği yanıta göre biçim alırlar. İşte yüklem de bu biçimde diğer ögelerin sorularını dinler ve onlara yanıt verir. Demek ki bütün ögeleri bulabilmek demeli tümceyi çözebilmek için bütün soruları yükleme soracağız.
Yüklem: Genellikle tümcenin sonunda bulunan ve diğer ögelerin bir anlam kazanmasını sağlayan ögedir. Yüklemler iki türlüdür: Ad yüklemi, eylem yüklemi.
Ad yüklemi: Bir eylem bildirmeyen sözcüğün yüklem olmasıdır. 
Örnek: Bugün bize gelen Ahmet’ti.
Eylem yüklemi: Bugün okula gideceğiz.

2) ÖZNE
Ortada bir iş varsa ille ki bu işi yapan biri de olmalıdır. Bu işi yapan ögeye de özne diyeceğiz. Özne; şahıs, fert, birey, zat, kişi, fail, işi yapan anlamına gelir. Yükleme sorulan “kim, ne” soruları bizi özneye götürür. Türkçede üç türlü özne vardır. (Dilbilimde dahası da vardır ancak okullarda genelde anlatılmaz.) 

a) Gerçek Özne: İşi yapan kişi, tümcede belirgin olarak varsa o kişi gerçek özne olur. Gerçek öznenin varlığını yükleme bakarak anlayabiliriz.
Örnek: Ahmet bugün okula gitmedi.
Açıklama: Bugün okula gitmeyen, bir diğer deyişle okula gitmeme eylemini yapan belirgin bir biçimde görülüyor ki Ahmet’tir.

b) Gizli Özne: Bu da bir gerçek öznedir. Gizliliği tümcede doğrudan doğruya görünmemesinden kaynaklanıyor. Gerçekte vardır ancak gizlenmiştir. 
Örnek: Bugün okula gittim.
Açıklama: Gitme eylemini biri yapmış. Kimin yaptığını tümcede doğrudan doğruya göremedik. Ancak biz yükleme baktığımızda göreceğiz işi yapan kişi kendini yüklemde ele vermiş. “Giden kim?” diye sorduğumuzda yanıtını alabiliyoruz: “Ben”
(BEN) Bugün okula gitmedim.

c) Sözde Özne: Sözde sözcüğünü günlük dilde çok kullanırız. Sözde yani lafta iş yapmak gibi… İşi yapan var ama biz bunu ne tümcede görebiliyoruz ne de yükleme bakarak bulabiliyoruz. 
Örnek: Sınıflar dün boyanmış. 
Açıklama: Boyama eylemini kim yapmış? Belli değildir. Boyama eylemi “birileri tarafından, birilerince” yapılmıştır ancak biz bunu göremiyoruz. İşte biz gerçek özne bulamadığımızda başka ögelere özneymiş gibi davranıyoruz. Diyoruz ki madem işi yapan ortaya çıkmıyor, o zaman işten etkilenen gelsin onun yerine geçici öznelik yapsın. Bu örnekte sınıflar sözcüğü nesne gibiyken gelip burada sözde özne olacak. Eğer ki “Ustalar, sınıfları boyamış.” deseydik boyama eylemini yapan ustalar özne; boyama işinden etkilenen yani boyanan sınıflar da nesne olacaktı ancak gerçek özne olmayınca nesnemiz onun görevini elinden geldiğince üstleniveriyor.

3) NESNE
Nesne, araç gereç demektir. Bazı eylemleri yaparken bir nesneye gereksinim duyarız. Örneğin okumak eylemini yapabilmek için bir nesne (kitap, defter, gazete vb.) olmalıdır. 
Şimdiye dek öğrendiklerimizi üst üste koyalım. Ortada yapılan bir iş vardı. Bu işi yapan biri vardır. Bir de bu işten etkilenen bir nesne varmış demek ki. Ögeleri bulurken sırayı izlemek %99 işe yarar. Şöyle ki üç katlı (tripleks) bir eve girdiğinizde 2. kata çıkabilmeniz için önce 1. katı geçmelisiniz. Ögeler de aynı biçimde Yüklem>>Özne>>Nesne sırasıyla bulunmalıdır. “Bir işi yapan NE, NEYİ yapmış?” sorusu bizi sonuca götürür. 
Ahmet ekmek aldı. 
Açıklama: Aldı yüklemdir. Alma eylemini yapan Ahmet’tir. Ahmet, öznedir. Alma eyleminden etkilenen yani alınan ise ekmektir ve nesnedir. Şimdi de sırasıyla ögelerin sorularını sorup sağlamamızı yapalım: Aldı yüklem. Alan KİM: Ahmet. Ahmet NE aldı: Ekmek. O zaman ekmek de nesne oluyor.
Nesneyi “belirtili nesne” ve “belirtisiz nesne” diye ikiye ayırırız. Belirtili nesnenin sorusu “NEYİ”dir. Belirtisiz nesnenin sorusu da “NE”dir.

4) ZARF TAMLAYICISI 
Zarf tümleci de denir. Eylemin ne zaman yapıldığını, nasıl yapıldığınız, nere doğru yapıldığını, ne kadar yapıldığını, neyle yapıldığını anlatır.
Akşam maç oynayalım. (Ne zaman oynayalım: akşam)
Eve koşarak gittim. (Nasıl gittim: koşarak)
Çabuk aşağı inelim! (Nere inelim: aşağı)
Seni çok seviyorum. (Ne kadar seviyorum: çok)
İstanbul’a uçakla gideceğim. (Neyle : uçakla)

Dilbilgisinde edat tümleci dediğimiz bir öge daha vardır ancak genellikle okullarda anlatılmaz. Edat tümleçleri de birer zarf tümleci olduğu için ayrı bir başlık içinde değerlendirmesek de olur. “İstanbul’a uçakla gideceğim.” örneğinde olduğu gibi “uçak ile” yapısı bir edat tümlecidir. Ancak tabii biz onu zarf tümleci içinde alıyoruz.

5) YER TAMLAYICISI 
Dolaylı tümleç de denir. Genelde bir yeri belli ettiği için yer tamlayıcısı denmiş olabilir. Bu tümleçleri anlayabilmek için önceki yıllarda anlatılmış olan Durum Ekleri konusunu iyi bilmek gerekir. Çünkü onları bilen bir öğrenci, bir tümcedeki dolaylı tümleçleri kolayca bulabilir. Durum eklerinden üçü işimize yaracak şimdi. Yönelme durumu (-e/ -a), bulunma durumu (-da/-de), çıkma durumu (-dan/ -den)… Dört sözcüğü temel alıp bu ekleri sırayla o sözcüklere getirdiğimizde dolaylı tümlecin soruları karşımıza çıkacak:
"Ne kim nere hangisi" 
bu dördüne sırasıyla -e, -de, -den eklerini getirelim.


Ne-(y)e kim-e nere-(y)e hangisi-(n)e
Ne-(y)de kim-de nere-de hangisi-(n)de
Ne-(y)den kim-den nere-den hangisin-(n)den

Bugün okula gittim.
Açıklama: Nereye gittim: okula.

Ahmet'e borç verdim. 
Açıklama: kime borç verdim: Ahmet'e.

Beyaz arabaya bindim.
Hangisine bindim: Beyaz arabaya.


Dediğim gibi bunları ezberlemek, usunuza atmak çözüm değildir. Onun yerine mantığını kavrayıp durum eklerinin dolaylı tümleci adeta ihbar ettiğini kavramaya çalışın.

Son olarak ayrıntı gibi görünen bir bilgi daha var ki söylemeden geçmeyeyim. Zarf tümlecine bakarsanız sorunun “nere” olduğunu söyledim. Ancak yer tamlayıcısında soru “nereye”dir.
Aşağı gidelim.
Aşağıya gidelim.

Bu iki tümceyi ögelerine ayırırken 1. tümceye sorulan “Nere gidelim?” sorusunun yanıtı bize zarf tümlecini verecek. Çünkü aşağı sözcüğü durum eki almamış. 2. tümceye sorulan “Nereye gidelim?” sorunun yanıtı bize yer tamlayıcısını verecek. 

[TÜRKÇE ÖĞRETMENİ MUHİTTİN KANBUR]



comments powered by Disqus