Yönlendiriliyorsunuz!

Yeni güncemize yönlendiriliyorsunuz. Arama kısmından istediğiniz gönderiye ulaşabilirsiniz

>

Milli Edebiyat

  * Türk edebiyatının en önemli hikâyecisidir. * Yeni Lisan adlı makalesi Milli Edebiyatın kanunlarının ilanı sayılır. * Sade dil akımının öncüsüdür. * Anadolu'nun insanın hayat şartlarını hikâyelerini yansıtmıştır. * Dilde, fikirde, işte milliyetçilik fikrini yerleştirmiştir. * Çocukluk anıları, efsaneleri hikâyelerinde işlemiştir.   Eserleri: Bomba, Yalnız Efe ,Efruz Bey, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler. ZİYA GÖKALP(1876-1924) * Türk milliyetçiliğini esaslara bağlamıştır.Sistematize etmiştir. * Sosyal hayatı ve kurumlarımızı Batı'ya göre düzenlenmelidir. * Eserlerinde halk dilini kullanmıştır. * Halkın dertlerini isteklerini yansıtmaya çalışmıştır. * "Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir" diyerek bu ifade doğrultusunda hareket etmiştir. Eserleri:Türkçülüğün Esasları, Kızıl Elma, Türkleşmek-İslamlaşmak -Muasırlaşmak, Türk Medeniyet Tarihi, Malta Mektupları. MEHMET EMİN YURDAKUL(1869-1944) * Anadolu insanın yabancılara başkaldırısını çok güzel yansıtmıştır. * Toplumcu sanat anlayışıyla milliyetçi çizgide eserler vermiştir. * Hece ölçüsü kullanılmıştır. Eserleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanları, Zafer Yolunda, Turana Doğru, İsyan ve Dua, Mustafa Kemal, Fazilet ve Adalet.  YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU(1889-1974) * Edebiyatın her alanında eser vermiştir. Fecr-i Ati'nin dağılmasından sonra Milli Edebiyat içinde yer almıştır. * Çoğunlukla içinde yaşadığı toplumun dertlerini eserlerinde işlemiştir. * Anadolucu, Atatürkçü bir çizgide kalmıştır. * Esas ünün&uu...

Fecr-i Ati Edebiyatı

  24 Temmuz 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet'ten sonra ülkede canlı ve hareketli bir edebiyat hayatı başlamıştır. Edebiyatta ki bu canlılık aslında ülkede II.Meşrutiyet'in getirdiği özgürlük ortamı içinde her türlü fikrin serbestçe tartışılabilir hale gelmiş olmasındandır. II.Meşrutiyet'in ilanından sonraki devirde edebiyatımız biraz da Abdülhamid'in baskılı rejiminden kurtularak imparatorluğu çepeçevre saran siyasi olayların içine girmiştir. Bu yılların edebiyat ortamında edebiyata hevesli İstanbul gençlerinden bir grup 1909 da Fecr-i Ati adında bir topluluk kurarlar. Ülküleri Servet-i Fünun topluluğuna benzeyen fakat onlardan daha ileri bir edebiyat topluluğu meydana getirmektir. Bunlarda tıpkı Edebiyatı Cedideciler gibi Servet-i Fünun dergisini kendi eser ve görüşlerini yazacak bir organ saymışlar,edebiyatta yapmak istediklerini de bir bildiri ile açıklamışlardır. Bu bildiride yeni görüşün hangi prensiplere sahip olduğu ve çizilmiş bir hedefe benzer hususlar yoktur. Edebi bir görüşün belirtilmesinden çok,genç edebiyatçıların birlikte hareket edecekleri ve topluca çalışıp yazacakları açıklanmıştır.Önemli bir prensip ortaya koyamayan ve Servet-i Fünuncular kadar etkili bir ekol olamayan Fecri Ati topluluğunun daha sonraları ortaya çıkan gaye ve prensibi şöyle özetlenebilir: "Sanat,şahsi ve muhteremdir." Ne var ki topluluğun üyelerinin hem yaş olarak çok genç olmaları,hem kültür yönünden oldukça zayıf bulunmaları,hem de edebiyatımızda yeni bir çığır açacak önemli prensipler ortaya koyamamış bulunmaları yüzünden Milli EdebiyatHareketi'ni savunanlarca çok kolay bertaraf ...

Serveti Fünun Edebiyatı

  EDEBİYATI CEDİDE (YENİ EDEBİYAT) * Recaizade Mahmut Ekrem'in önderliğinde Servet-i Funun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler Tevfik Fikret'in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır. * Sonraları Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Sahir Erozan, Ali Ekrem Bolayır, Halit Ziya Uşaklıgil'in katılımıyla genişler. * Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler. * Fransız edebiyatına aşırı bağlı kaldılar. * Aruz başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece Tevfik Fikret "Şermin" adlı eserinihece ölçüsüyle yazmıştır.) * Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar. * Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar. * Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.(bkz. Mensur Şiir ) * Batı'dan sone ve terza-rima gibi yeni nazım şekilleri alınmıştır. * Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir. * Şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.   SERVET-İ FUNUN EDEBİYATININ SANATÇILARI TEVFİK FİKRET(1867-1915) * Kendi akımının ve Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir. * Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır. * Fen, bilim, teknik onun kalemiyle şiirimize girmiştir. * Parnasizm akımından etkilenmiştir. * Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. * Şermin adlı eserinde hece ölçüsünü kullanmıştır. * Servet-i Funun'dan sonra herhangi bir topluluğa katılmamış, bazı sosyal şiirler yazmıştır. * Türk edebiyatında ilk defa İstanbul'u eleştiren şair olmuştur.(Sis şiiri) * Mehmet Akif ile atışmışlardır. Oğlu Amerika'ya ...

Tanzimat Edebiyatı

  * Tanzimat Fermanının ilanından sonra bu edebiyatın tohumları serpilmeye başlamıştır. * Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. * Hak, adalet, özgürlük, vatan kelimeleri bu dönemde ilk defa kullanılmaya başlanmıştır. * Tanzimat edebiyatı kendi arasında ikiye ayrılır.(Birinci-ikinci dönem) * Yazı dilini halkın anlayacağı dile yakınlaştırmaya çalışmışlardır. * Tiyatroyu halkı aydınlatma aracı olarak görmüşlerdir. * Toplumcu bir çizgi tutmaya çalışmışlardır. * Divan edebiyatındaki "bölüm güzelliğine" karşın "konu bütünlüğüne, güzelliğine" önem vermişlerdir. * Tanzimat birinci dönem sanatçıları(Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi) ikinci dönem sanatçılarına göre daha halkçı olmuşlardır. BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1876) * Divan edebiyatını eleştirmelerine rağmen onun etkisinden kurtulamamışlardır. * Vatan millet, hak adalet, özgürlük gibi kavramlar ilk defa bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır. * Batılı anlamda ilk esereler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. * Toplumu bilinçlendirmek için edebiyatı bir araç olarak görmüşlerdir. * Dilin sadeleşmesi gerektiğini söylemişler ancak pek başarılı olamamışlardır bu konuda. * Roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır. * Bu dönemin sanatçıları aynı zamanda devlet adamı sıfatı da taşıyorlardı. * Klasizim (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa) romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat) den etkilenmişlerdir. Not: Sanatçılarla ilgili daha detaylı bilgilere sanatçı ismi üzerinden ulaşabilirsiniz. BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI ŞİNASİ (1826-1871)...

Divan Edebiyatı

  Divan edebiyatı, Türklerin İslâm dinini benimsemesinden sonra ortaya çıkan yazılı edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında gelişmiştir. Bu etki, Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçe'ye girmesinin yanı sıra, bu dillerinanlatım biçimlerinin benimsenmesiyle de kendini gösterir. Bu edebiyata Divan edebiyatı denmesinin nedeni, şâirlerin şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır.   İslâm dininin benimsenmesinden sonra,Kuran'ın Arapça olmasından dolayı pek çok toplumun kültür dili değişime uğradı. İranlılar 9. yüzyılda edebiyat ürünlerini, Yeni Farsça diye adlandırılan bir dille vermeye başladılar. İran edebiyatının bu ürünlerinden Türk edebiyatı büyük ölçüde etkilenmiştir. Öte yandan Anadolu'da kurulan Türk devletleri, resmi yazışma dili olarak Arapça ve Farsça'yı kullandılar. Bu durum edebiyat dilinin değişmesine de yol açtı. Özellikle saray çevresindeki şairler ve yazarlar, yapıtlarını Arapça ve Farsça yazmaya başladılar. Osmanlı Devleti döneminde Arapça ve Farsça'nın yoğun etkisinde kalmış olan Osmanlıca dili divan edebiyatında kullanılan ana dildir. Divan Edebiyatı'nda nazım birimi Bir Osmanlı bahçe eğlencesi: şâir, misâfir ve sâki betimlemesi. 16. yüzyıl, Dîvân-ıBâkî`den.Nazım sözlük anlamıyla "sıra", "düzen" demektir. Ama Divan edebiyatında nazım dendiğinde şiir anlaşılır. Divan edebiyatı, daha çok şiir türünde örnekler içerir ve düzyazı ürünler azdır. Divan şiiri, kurallarını Arap ve İran edebiyatından alan aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Bun...

Halk Edebiyatı

  Kaynağını geleneklerden, halkın kültüründen alan bir edebiyattır. Halk Edebiyatı, İslamiyet öncesi sözlü edebiyatın uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur. Dil, biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır.   Halk Edebiyatı; edebî zevk, düşünce ve anlatım gücüne ulaşmış âşık ve tekke tarzı sahibi belli eserlerle, malzemesi dile dayalıdestan, efsane, halk şiiri, mani,ağıt, türkü, bilmece, masal, halk hikâyesi, fıkra, atasözü, deyimler, tekerlemeler gibi sözlü gelenekte yaşayıp kuşaktan kuşağa aktarılan anonim ürünlerden oluşur. Halk Edebiyatı kavramı içinde toplanan bu türlerin bir bölümü günümüzde de bazı bölgelerde dinamik olarak yaşamaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde canlı olarak devam eden Âşıklık geleneği, kahvelerde, düğünlerde, bayramlarda, sohbetleri zenginleştirirken, aynı zamanda dinleyenleri düşündürmekte ve eğlendirmektedir. Nasrettin Hoca, Bektaşî, Laz ve benzeri tipler etrafında teşekkül etmiş ve etmekte olan fıkralar güldürürken düşündürmekte toplumu ve kişileri eleştirirken anlatanı ve dinleyenleri daha iyiye, daha güzele yöneltmektedir.  Bilmeceler yetişen genç nesillerin zihin gelişimine yardımcı olmaktadır. Atasözleri ve deyimler eski nesillerin tecrübelerini ve tavsiyelerini yeni nesillere aktarmaktadırlar. Millet hayatındaki, savaşlar, göçler, destanlarda anlatılmış, ölenlerin ardından yakılan ağıtlar ve her konuyu işleyen türküler kederi, neşeyi ve sevgiyi yansıtmaktadır. Dini yaşayıştaki heyecan...

Türkçe Karşılıklar

http://www.facebook.com/Turkce.Gonulleri

Türkçe Karşılıklar

 

İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ TÜRK EDEBİYATI

Talas savaşından sonra Türkler kabileler halinde Müslüman olmaya başlamıştır. Karahan Devletinin hükümdarı Satuk Buğra Han zamanında İslamiyet resmi din olarak kabul edilmiştir. (942) B u tarihten sonra İslam'a dair eserler verilmeye başlanmıştır. Bu geçiş dönemine ait en önemli eserler şunlardır:   a) Divan-ı Lügat' it Türk.(Türk Dilinin Sözlüğü) (1072-1074) * Kaşgarlı Mahmut yazmıştır. * Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmıştır. * 1074 yılında bitirildiği düşünülüyor. * Türkçenin ilk sözlüğüdür. * Türklere ait gelenek göreneklerden tarihten folklordan bahsettiği için bir ansiklopedi özelliği taşımaktadır. * Kitapta 7500 kelimenin Arapça karşılığı verilmiş olup ayrıca halk şiirleri, atasözleri, deyimler kullanılmıştır. * Ebu' l Kasım' a sunulmuştur. * Hakaniye Türkçesi ile yazılmıştır. b) Kutatgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) (1069- 1070) *1069-1070 tarihlerinde Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Türk edebiyatının ilk siyasetnamesidir. * Öğretici bir nitelik taşımaktadır. * Tapgaç Buğra Han'a sunulmuştur. * Devletin nasıl yönetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. * Hakaniye (Doğu ) Türkçesi ile yazılmıştır. * 6645 beyitten müteşekkildir. * Eserde öğütler; devlet, akıl saadet, adalet sembolleriyle verilmiştir. * Hakaniye Türkçesi ile yazılmıştır. * Aruz ölçüsüyle yazılmış ilk mesnevidir. c) Divan-ı Hikmet * Hoca Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır. * İlahi aşk kavramı ilk defa bu eserde kullanılmıştır. * Yesevi tarikatının esasları ve dinin temel öğretileri anlatılmıştır. * 12. yy da yazılmıştır. * Hece ölçüsüyle halk dili kullanılmıştır. ...

Türkçenin Tarihi Gelişimi

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI Bilinmeyen bir tarihte başlamıştır. İslamiyet'in kabulüne kadar devam ede gelmiştir. Atlı- göçebe kültürünün izlerini taşımaktadır. Ölüm, yiğitlik, savaş, aşk konuları en çok işlenen konular olarak göze çarpmaktadır. İki koldan gelişmiştir. A) SÖZLÜ EDEBİYAT Şaman, kam, baksı, ozan adı verilen sanatçılar tarafından icra edilmiştir. Bu sanatçılar "kopuz"adı verilen bir saz aleti kullanırlardı. Doğuşu her ne kadar dini törenlere dayansa da zamanla din dışı konular da gelişmiştir. *Hece ölçüsü kullanılmıştır. *Aşk, doğa, ölüm konuları sık işlenmiştir. *Anomin özellik taşımaktadır. * Yarım kafiye kullanılmıştır. *Koşuk, sav, sagu, destan başlıca ürünleri sayılır. KOŞUK Kopuz eşliğinde "sığır" denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir. Günümüzdeki "koşma"ların ilk versiyonu sayılırlar. Kafiye şeması "aaab,cccb,dddb"şeklindedir. SAGU Yuğ... ...Kaynak : gonuldiliturkce.blogcu.com

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

  Türk dilinin ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinememektedir. Türkçenin. bilinen yazılı metinlerinden önceki dönemleri "karanlık dönem" olarak kabul edilmektedir.   Türkçenin yazılı ürünlerle takip edilebilen VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar olan dönemine "Eski Türkçe' denir. Türkçe yaklaşık altı asır boyunca; ses, biçim ve söz varlığı bakımından son derece durudur, dönem Türkcesinin özellikleri Göktürk, Uygur ve Karahanlı metinlerinde görülmektedir (Göktürk Metinle Bilge Kağan Yazıtı, Kültigin Yazıtı. Tonyukuk Yazıtı; Uygur Metinleri: Altun Yaruk. Sekiz Yükmek. Irk Bitig;Karahanlı Metinleri: Kutadgu Bilig, Divanü Lûgat-it-Türk, Atebetü'l Hakayık, Divan-ı Hikmet). Türkler, XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Bu göçler sonucunda Türkler XIII. yüzyılda batıda Anadolu'ya, kuzeyde Karadeniz'in kuzeyi ve batısına kadar yayılmışlardır. Yerleştikleri bölge halkının ağzı ile eserler yazmalar, sonucu Türkçe çeşitlenmiştir. Türkçe, yayıldığı bölgelere göre_Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olmak üzere iki kola ayrılmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesi, Eski Türkçenin bir devamı olarak XIII ve XIV. yüzyıllarda Orta Asya ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki Türkler arasında kullanılmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesi XV. yüzyılda Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki kol hâlinde gelişmesini sürdürmüştür. Farklı kollarda gelişen Türkçenin özelliklerini o dönemlerde yazılan Kıpçak Türkçesi Metinleri (Husrev ü Şirin, Güli...