Yönlendiriliyorsunuz!

Yeni güncemize yönlendiriliyorsunuz. Arama kısmından istediğiniz gönderiye ulaşabilirsiniz

>

Çocuklar İçin Kitap Önerileri

Çocuk Kitapları Hakkında         Çocuklarımızın, küçük yaşlarda düşünce ufuklarının gelişmesi, hayal dünyalarının zenginleşmesi ve toplum içinde kendilerini ifade etme yeteneği kazanmaları için, onları kitap okumaya yönlendiriyoruz.        Bu konuda sizlere bazı kitapları tanıtmak, çocuklarınızın okumalarına bir nebze olsun katkı sağlamak istedik. Yönlendirmelerimizi gruplandırarak, sizi popüler kültürün okuduğu kitaplardan, hiç duyulmamış okunası kitaplara kadar birçok kitabı elimizden geldiğince tanıtmaya çalıştık.   EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR         1. Küçük Prens                      2. Şeker Portakalı              3. Küçük Kara Balık                 4. Çocuk Kalbi            5. Kaşağı                       6.Çizgili Pijamalı Çocuk         7.Charlie'nin Çikolata       8. Pâl Sokağı Çocukları                                                                                                        Fabrikası       9. Kirbitçi Kız                   10. Dört Kardeşler                 ...

Bestami Yazgan'ın Eserlerinde Dini Değerler / Oğuzhan Yılmaz

BESTAMİ YAZGAN’IN ESERLERİNDE DİNÎ DEĞERLER Bu makale, 24-25 EKİM 2014 tarihlerinde Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yazarları Birliği tarafından düzenlenen I.ULUSLARARASI ÇOCUK VE GENÇLİK EDEBİYATI SEMPOZYUMU’nda bildiri olarak sunulmuştur. Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan YILMAZ Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Mahmut Abdullah ARSLAN Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi ÖZET Değer erozyonunun giderek arttığı bir dönemde kaybolan değerleri yeniden hatırlamak, gelişen dünyaya uyum sağlarken içinde bulunulan medeniyet ve kültür dairesine ait birtakım güzellikleri muhafaza etmek için değerlerin tekrar tekrar işlenmesi ve hatırlatılması elzemdir. Bu amaçla çalışmada Bestami Yazgan’ın eserlerindeki dinî değerler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Yazgan tarafından kurgulanan toplamda 20 kitap doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve Yazgan’ın eserlerinde “güzel ahlakı teşvik eden”, “dinî bilgileri öğreten”, “Tanrı’ya minneti vurgulayan” ve “dayanmayı ve kabullenmeyi telkin eden” değerlere yer verdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Değer, değerler eğitimi, çocuk kitapları, Bestami Yazgan 1. GİRİŞ Dinî eğitim, çocuğun önemli ihtiyaçlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Şirin (2006, 84)’e göre “Çocuğun gelişme ve büyüme çağında maneviyatını önceleyen bir dinî eğitim ilahî mimarisinin temel ihtiyacıdır. İradenin, ahlakın ve vicdanın eğitiminde din en önemli dönüştürücü ve belirleyicidir. Çocuk dindarlığı, çocuk maneviyatının esasıdır. Çocuk ruhunu kanatlandıran, onu metafizik açılıma ulaştıran ise dinî ...

TÜRK MİTOLOJİSİNDE TULPAR (UÇANAT)

TÜRK MİTOLOJİSİNDE TULPAR (UÇANAT)     Tulpar, Türk Mitolojisinde yer alan kanatlı at figürü. Pegasus ile benzerdir. Kırgızların Manas Destanında bu uçan kanatlı atlardan söz edilir. · Arkeolojik olarak da Kazakistan'da keşfedilen Esik Kurganında bulunan Altın elbiseli adam isimli elbisenin başlığında tulpar figürü vardır. · Tulpar'ın adı, Türk, Kırgız ve Altay mitolojilerinde geçer. · Genelde beyaz veya kara (tek renk) bir at olarak betimlenir. · Beyaz kanatları vardır ve Kuday (Tanrı) tarafından yiğitlere yardımcı olması için yaratılmıştır. Dünyanın en uzun destanı olan kırgızların manas destanında, Manas'ın ünlü savaşçılarının sürdüğü kanatlarıyla rüzgârdan hızlı koştuğu söylenen efsanevi atlar. · Başkurt inançlarına göre kanatlarını hiç kimse göremez. Tulpar kanatlarını yalnız karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açar. Eğer birisi tarafından tulpar’ın kanatları görülürse, Tulpar’ın kaybolacağına inanılır. Tulpar adı yalnızca Türklerde değil komşu Avar, Lak, Andı, Dargı ve Tabasaran dillerinde de yaşamaktadır. Osetlerde Tolpar, Çeçenlerde Turpal olarak yer alır. Bir Kumuk atasözünde şöyle der: · Tulpar yerün birevü buççağunda bulsa da, öz yılkısın tabar. · (Tulpar dünyanın bir başka köşesinde olsa da, kendi sürüsünü bulur.) · Tulpar efsanesinin günümüze etkileri, · Moğolistan armasında bulunmaktadır. · Kazakistan armasının sağ ve sol köşelerde birer tane Tulpar vardır. · Kazakis...

Kelime ve Kavram

  Kelime ve Kavram   Kelimeler her şeyden önce zihindeki kavramları karşılarlar. Bu bakımdan birbirleriyle münasebette olan üç unsur vardır: Varlık, varlığın zihindeki hayâli yani kavram ve kelime. İşte kelimeler önce varlıkların zihindeki hayallerinin karşılıklarıdır. Sonra da dışarıdaki varlıkların isimleridir, dildeki temsilcileridir. Bu sebeple bir kelimenin dışarıdaki varlık karşılığı ile, zihindeki kavram karşılığının hudutları da farklı olabilir. Kelime dışarıdaki ilk bakışta bir varlığın adı gibi gözükür. Fakat zihinde aynı zamanda daha başka kavramların da karşılığı mevkiinde bulunur. Bunun neticesinde: 1. Kelimenin bazen bir, iki bazen de çok mânâları bulunabilir. Umumiyetle ortak isimlerin ve has isim dışındaki diğer kelimelerin daima birden çok mânâsı vardır. 2. Kelimelerin her şeyden önce iki türlü mânâsı olabilir: Hakikî mânâ, mecâzî mânâ. Hakikî mânâ kelimelerin ilk, asıl, yapışık mânâsıdır. Mecâzî mânâ kelimenin benzerlikten dolayı ortaya çıkan, ikinci, iğreti, yakıştırma mânâsıdır. Meselâ arslanlar geçiyor diye askerlere işaret edersek, arslan kelimesi burada mecâzî mânâda kullanılmış olur. Kahramanlık ve kudret benzetmesi ile bu mânâlandırmayı yapmış oluruz. 3. Öte yandan kelime dışarıda tek bir şekilde birleşebilir: Fakat zihnimizdeki kavramları da, karşıladıkları varlıklar da ayrı ayrı olabilir. Böylece karşımıza dilde eş şekilli bir takım kelimeler çıkar: yüz (insan yüzü), yüz (sayı), boy (insan boyu), boy (kabile), yaz (yazmaktan), yaz (mevsim) gibi. Dilde bazen eklerde, köklerde, kelimelerde böyle eş şekilli olabilirler. 4. Buna mukabil bazen de eş mânâlı kelimeler...

Türkçenin Kelimelerle İmtihanı

  Türkçenin Kelimelerle İmtihanı  Ayraç Dergisi 7 Kasım 2013 In Makaleler Osmanlıca- Türkçe Uydurmaca Peyami Safa Ötüken Neşriyat, 286 s. Türkçenin tarihî seyriyle, tarih boyunca teşekkül etmiş büyük Türk devletleri arasında fevkalâde bir benzerlik vardır. Türklerin başını çektiği büyük devletlerin her ne kadar zayıflarsa zayıflasın dış güçler tarafından yıkılamadığı; ya dışarıdan başka Türk devletleri tarafından yahut içeriden yürütülen siyaset oyunlarıyla yine Türkler tarafından çökertildiği tarihî bir gerçektir. Aynı şekilde Türk dili de, Türklerin dünyanın dört bir yanına yayılması nedeniyle birçok farklı lehçelere bölünmesine karşın varlığını sürdürmüştür. Hatta yabancı devletlerin lisanları gerek istibdatla kabul ettirilmek istensin, gerek belli bir sahada Türkçenin terminolojisi olmadığı için ağırlığını koymuş olsun, o kelimeleri kendi kalıplarına uydurarak Türkçeleştirmeye muvaffak olmuştur. Bunun en bariz misali, klasik Türk edebiyatı ve tasavvuf edebiyatı ürünleriyle zirveye ulaştığımız Ortaçağ dönemidir. Yani Avrupa’nın karanlık olarak tavsif ettiği ve bize de empoze ettiği yüzyıllar, aslında Türkçenin ve Türk devletinin altın yıllarıydı. Türkçenin problemleri olduğunun yaygın biçimde dile getirilmesi ve değişikliğin lüzumlu bulunması, her yenilikçi müdahalenin başlangıcı olan Tanzimat devrinde başlar. Modernleşen yeni dünya her şeyi sistematize ettiği gibi lisanların da genel geçer gramer kaideleri olmasını zorunlu kılmıştır. Türkçe, o zamana kadar yaygın şekilde kullanıldığı hâlde ne olduğunun vey...

Tekerlemeler

  …Tekerlemeler… Tekerleme, çocuğun dinleme, konuşma ve dilin anlam yapılarının, cümlelerin, dilin özelliklerini, sık sık yapılan tekrarlarla ezber alışkanlığını kazandırarak çocuğun psikomotor becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur. Dilin telaffuzu, boğumlaması ile bir bütün halinde öğretilmesine katkıda bulunur. Dildeki sembolleri, alegorik anlatımı, sebep-sonuç ilişkisine dayandırarak dilin mantıksal dizinini kavratır. Dilin matematiğini geliştirir. Dilin gülmece ve eleştirel boyutunu tanıtır.      Bu bölümden tam yararlanmak için aşağıdaki sayfalar size yardımcı olabilir: » Masal Tekerlemeleri – 1 » Masal Tekerlemeleri – 2 » Ninniler » Maniler     “Ebe ebe nerede, su doldurur derede, dere boyu çalılık, şu ebe ne de alık, ebe suya dalamaz, araba da bulamaz, ene mene dostum, ben sana küstüm, armudu kestim, tavana astım, tap dedi düştü, kargalar üşüştü, bu da bana düştü.”(Şimşek, 2002: 45). Ebe bulma oyunlarındaki tekerlemenin dilin koşullarıyla oyunun eş zamanlı olarak tanıtılması, dil aracılığı ile oyun kişilerinin ruhsal ve eylemsel konumlarının belirlenmesi, dili oldukça geliştiren bir durumdur. Tekerlemeler, manilerin giriş bölümleri, sayışmalar ilk başta anlamsız görünürler, çok zengin özlü simgesel içerikleri düşünsel olarak da anlaşılmalarını zorlaştırır, “ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken” tekerleme cümlesinin anlamı şudur: anası beşikte olacak kadar kü&cce...

Türküler Birleştirici ve Bütünleştiricidir

Türküler Birleştirici ve Bütünleştiricidir   Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)          Gazeteci yazar ve senarist Ünal Bolat, ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde Türkülerin topluma kazandırılmasının önemine dair bir konuşma yaptı ve türkülerimizden haberdar olarak yetişecek nesillerin birlik ve beraberlik konusunda daha özenli olacağına dikkat çekti.                    EZGİLER MİLLİDİR          Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’in her hafta Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta Türkülerimiz konuşuldu. Birçok gazeteci yazar ve sanatkârın dinleyici olarak hazır bulunduğu toplantıda tasavvuf musikisinin yıldız sesi ve neyzen Ender Doğan, “İrfan Türküleri” albümünden iki türküyü seslendirerek dinleyicileri mest etti. Gazeteci yazar ve senarist Ünal Bolat’ın “Medeniyetimizin Oluşumunda Türkülerin Katkısı” başlığı altında yaptığı konuşmayı yönetmen Mustafa Nadir Önay takdim etti. Önay, türkülerin kaynağı ve beslendiği damarları anlattığı girizgâh konuşmasında, “Türkülerimiz, çağlar boyu yaşayıp gelen en önemli kültür değerlerimizdir. Telli sazlar ve vurmalı çalgılarla iki farklı stilde sese bürünerek damarlarımızda akar durur. Doğu’da başka Batı’da başka mânâları taşır.” diyerek bir zamanlar Osmanlı toprakları arasında bulunan Rumeli ile yüz yıllık ayrılığımıza rağmen türkülerde birleşmemizin önemine değindi. Türkülerle kültüre...

İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü

Türk Dil Kurumunca (TDK) oluşturulan çalışma grubu, eczacılık terimlerine yeni Türkçe karşılıklar bularak, ilk Türkçe eczacılık sözlüğünü hazırladı. Sözlükte, eczacılık terimlerine bulunan ilginç karşılıkların yanı sıra halk diline yerleşen sözcüklere de yer verildi.   İLGİNÇ TERİMLER "Deterjan-kirgiderir", "otopsi-ölü açımı", "mazoşis-özezer", "katarakta-akbasma", "grip-paçavra hastalığı", "prezarvatife-kaput", "prematüre-yarımca", "efervesana-fışırdayan" sözlükteki ilginç bazı yeni terimler arasında. TDK Başkanı Mustafa Kaçalin, "İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'ne ilişkin, eczacılık terimlerine dil birliğini ve terimlerin daha anlaşılır olmalarını sağlamak amacıyla yeni karşılıklar bulunduğunu belirtti.   12 YILDA TAMAMLANDI Çalışmanın, ilaç ve eczacılık terimlerine ilişkin kaynaklarda Türkçe karşılık bulunması konusunda görülen eksikliğin giderilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Kaçalin, sözlüğün çalışma grubunda yer alan 11 öğretim üyesinin çabalarıyla hazırlandığını ve yaklaşık 12 yılda tamamlandığını söyledi. Kaçalin, sözlükte 12 bin terimin tanımları ve yönlendirmelerinin mevcut olduğuna işaret etti. Çalışmada birçok yabancı terime Türk dilinin kurallarına uyan yeni karşılıklar türetilirken, terimlerin Türkçe karşılıklarının kullanılmasına öncelik tanındığını anlatan Kaçalin, ancak kavram karışıklığına engel olmak için dile yerleşmiş, kökeni yabancı olan terimlere de yer verildiğini belirtti. Kaçalin, sözlüğün hazırlanış tekniği, düzenl...

TÜRKÇENİN KAYBOLAN SESLERİ / Beşir AYVAZOĞLU

  TÜRKÇENİN KAYBOLAN SESLERİ / Beşir AYVAZOĞLU Haluk Şahin Radikal'deki köşesinde, internet hayatımıza girdi gireli, x ve w harflerinin etrafımızda cirit attığını, artık bu fiilî durumun alfabemizde resmiyet kazanması gerektiğini yazdı. Konuyla ilgili yazarların bir süredir tartıştıkları bu mesele, ister istemez mevcut alfabemizdeki bazı eksikliklerin de gündeme gelmesini sağladı. Taha Akyol da dünkü Milliyet'te, yirmi dokuz harfli alfabemizde yeterli harf bulunmadığı için Türkçenin kaybolan seslerinden söz ediyordu.  Ünlü (vokal) bakımından çok fakir olan Arap alfabesiyle ünlüsü bol Türkçenin birlikteliği başından beri problemliydi. Şaşırtıcı olan, bu problemi giderme yolunda hemen hiç çalışma yapılmamış olmasıdır. Aynı alfabeyi kullanan öteki halklar, kendi dillerine has sesler için bazı işaretler kullanarak yeni harfler türettikleri halde, atalarımız böyle bir ihtiyaç hissetmemiş, Arapçada bulunmayan p, ç, j ve ñ ünsüzlerini (konsonant) ilâve etmek dışında, ıslahattan kaçınmışlardır. Doğrusu ben bu tuhaf zihin tembelliğini açıklamakta zorlanıyorum.  1928'de aslında köklü bir zihnî dönüşüm hedeflenerek yapılan harf inkılabının dayandırıldığı en önemli gerekçe budur: Arap alfabesiyle Türkçenin ses yapısı arasındaki kan uyuşmazlığı. Ancak yeni alfabede de aynı şekilde bazı seslerimizin yok sayıldığı nedense hep görmezlikten gelinmiştir. Çok kısa bir sürede hazırlanan ve kabul edilen modern Türk alfabesi, zamanla Türkçedeki bütün sesleri eksiksiz karşılayacak hale getirilmesi gerekirken mevcut şekliyle dokunulmazlık zırhına büründürülmüş ve bu yüzden birçok ses yok olm...